Zehra Kaymaz: Çatlayan Duvar, Parçalanan Hayatlar

Ortadoğu’nun o meşhur, kanla sulanmış kaygan zemininde fay hatları yine kırılıyor. 21. yüzyılın o çok övünülen “modern” savaşlarının ve güç gösterilerinin ne kadar vahim sonuçlar doğurabileceğini bugün İran sokaklarında, bir..

Zehra Kaymaz: Çatlayan Duvar, Parçalanan Hayatlar
Yayınlanma: Güncelleme: 1 views

Ortadoğu’nun o meşhur, kanla sulanmış kaygan zemininde fay hatları yine kırılıyor. 21. yüzyılın o çok övünülen “modern” savaşlarının ve güç gösterilerinin ne kadar vahim sonuçlar doğurabileceğini bugün İran sokaklarında, bir halkın çaresizliğinde görüyoruz. Hal böyleyken, diplomasiyi bir kenara itip savaş naraları atanların cüreti, kelimenin tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır. Ortada övünülecek bir kahramanlık destanı yok; çünkü savaşın kazananı yok. Usta tiyatrocu Ferhan Şensoy’un da dediği gibi: “Savaş yüksek oktanlı, gayet rezil bir şeydir.”
Savaşın o rezil yüzü, en çok da geride kalanların parçalanmışlığında saklıdır. Sözgelimi İran… Bir devlet başkanının çeşitli bahanelerle öldürülmesinin ardından, savaşa maruz bırakılan halkın verdiği tepkiler bile ülkedeki devasa yarılmayı gözler önüne serdi. Sokaktaki yankıyı birbirine zıt birkaç fotoğrafta okuduk. Bir yanda, rejim tarafından öldürülen oğlunun montuna sarılıp, katilinin ölümüne sevinç gözyaşları döken o acılı anne vardı. Diğer yanda, inandığı liderin ardından yas tutup ağlayanlar… Siyasal İslam’ın baskısı altında ezilip bu ölümü sokaklarda dans ederek kutlayan kadınları da gördük; tüm bu kutuplaşmaya rağmen, “Biz İran olarak bir aileyiz, aile meselemize Amerika’nın dahil olmasını istemiyoruz” diyerek emperyalizme kapıyı kapatanları da.
Gelelim Amerika’ya… Kendini “ezilen halkların kurtarıcısı” olarak pazarlama konusundaki o titiz ve ikiyüzlü çabası, uzaktan bakınca o kadar tanıdık ki. Tıpkı bir zamanlar İngiltere’nin; yıllarca kanını, emeğini ve toprağını sömürdüğü Üçüncü Dünya ülkelerine gidip “iyi niyet elçisi” edasıyla dağıttığı o sözüm ona insani yardımlar gibi…

Bir zamanlar “Her türlü melanetin altından Amerika çıkar” diyen siyasilerin, aslında kendi beceriksizliklerini örtbas etme çabasında olduklarını çok iyi biliyoruz. Fakat bugün “Amerikan rüyası”nın o yaldızlı ama çatlayan duvarlarından sızan kirliliğe baktığımızda; Hollywood stüdyolarından devasa şirketlerin kurucularına kadar kimsenin defterinin pek de temiz olmadığını açıkça görüyoruz. Hal böyleyken, emperyalizme yönelik o eleştirilerin içindeki haklılık payını toptan çöpe atmak; en az kendi suçunu başkasına yıkan o siyasilerin tavrı kadar hazin bir yanılgı olur.
İlerleyen zamanlarda dünya gündemi neye evrilir, Ortadoğu satrancında hangi taşlar yerinden oynar şimdiden kestirmek güç. Ancak çok da büyük bir kahin olmaya gerek yok, şu acı öngörüyü yapmak mümkün: Dünya artık devasa bir fil bahçesine dönüştü. Ve bu vahşi bahçede filler tepişirken, ezilen yine sadece çimenler oluyor.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.