Tarih bize bir gerçeği defalarca göstermiştir: Ticaret yollarını kontrol eden devletler, yalnızca ekonomiyi değil, siyaseti ve medeniyetin yönünü de belirler. Fenikeliler Akdeniz’e hâkim olduklarında çağlarının en büyük tüccarlarıydı. Roma, Akdeniz’i..
Tarih bize bir gerçeği defalarca göstermiştir: Ticaret yollarını kontrol eden devletler, yalnızca ekonomiyi değil, siyaseti ve medeniyetin yönünü de belirler.
Fenikeliler Akdeniz’e hâkim olduklarında çağlarının en büyük tüccarlarıydı. Roma, Akdeniz’i “Mare Nostrum” yani “Bizim Deniz” ilan ettiğinde dünyanın süper gücüydü. Osmanlı Devleti, İstanbul’u fethederek İpek Yolu’nun düğüm noktasını kontrol altına aldı. İngiliz İmparatorluğu, Süveyş Kanalı’nı denetlediği dönemde küresel ticaretin efendisiydi. Amerika Birleşik Devletleri ise II. Dünya Savaşı sonrasında okyanuslara hâkim olarak bugünkü küresel düzeni inşa etti.
Şimdi ise tarihin pusulası yeniden kuzeyi göstermeye başladı.
Yüzyıllardır insanlığın ulaşamadığı, haritaların boş bıraktığı Kuzey Kutbu, bugün dünyanın en büyük jeopolitik satranç tahtasına dönüşüyor.
Çünkü Arktik artık sadece buz değildir.
Arktik; enerji demektir.
Maden demektir.
Deniz ticareti demektir.
Teknoloji demektir.
Ve en önemlisi, geleceğin küresel hâkimiyet mücadelesidir.
Kuzey Kutbu neden dünyanın gündeminde?
Arktik Bölgesi; Kuzey Buz Denizi ile onu çevreleyen Alaska, Kanada, Grönland, İzlanda, Norveç, İsveç, Finlandiya ve Rusya’nın kuzey topraklarını kapsayan yaklaşık 27 milyon kilometrekarelik devasa bir coğrafyadır.
Küresel ısınma nedeniyle buzullar son kırk yılda ciddi ölçüde küçüldü. Yaz aylarında deniz buzunun geri çekilmesiyle birlikte daha önce ulaşılamayan deniz yolları açılıyor, zengin maden yatakları erişilebilir hâle geliyor.
Jeoloji uzmanlarının tahminlerine göre Arktik’te dünyanın henüz keşfedilmemiş petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 13’ü, doğal gaz rezervlerinin ise yaklaşık yüzde 30’u bulunuyor.
Fakat enerji, meselenin yalnızca görünen yüzü.
Asıl mücadele, “kritik mineraller” üzerinde yaşanıyor.
Petrolün tahtına oturan madenler
19. yüzyıl kömürün,
20. yüzyıl petrolün,
21. yüzyıl ise kritik minerallerin çağıdır.
Arktik’te önemli miktarda nikel, kobalt, bakır, lityum, grafit ve özellikle nadir toprak elementleri bulunmaktadır.
Bugün bir elektrikli otomobil üretmek için lityuma, kobalta ve nikele ihtiyaç vardır.
Bir F-35 savaş uçağı, modern füze sistemleri, radarlar, uydu teknolojileri, yapay zekâ sunucuları, akıllı telefonlar, yarı iletken çipler ve rüzgâr türbinleri ise nadir toprak elementleri olmadan üretilemez.
Dolayısıyla Arktik’te yürüyen mücadele, aslında geleceğin teknolojisini kimin yöneteceği sorusunun mücadelesidir.
Süveyş’in alternatifi kuzeyden mi doğuyor?
Dünya ticaretinin büyük bölümü bugün Malakka Boğazı, Hint Okyanusu ve Süveyş Kanalı üzerinden gerçekleşiyor.
Çin’den Rotterdam’a ulaşan bir konteyner gemisi yaklaşık 20 bin kilometrelik bir rota izliyor.
Ancak Rusya’nın kuzey kıyıları boyunca uzanan Kuzey Deniz Rotası, bu mesafeyi yaklaşık üçte bir oranında azaltabiliyor.
Yaklaşık 6 ila 8 bin kilometrelik kısalma; günlerce daha kısa seyir süresi, milyonlarca dolar yakıt tasarrufu, daha düşük sigorta maliyetleri ve daha hızlı teslimat anlamına geliyor.
Çin’in “Kutup İpek Yolu” girişiminin arkasındaki stratejik akıl da budur.
Pekin yönetimi biliyor ki deniz ticaretinde birkaç günlük zaman avantajı, küresel rekabette bazen milyarlarca dolarlık üstünlük anlamına gelir.
Amerika’nın rahatsızlığı da tam burada başlıyor.
Grönland neden birden bire dünyanın gözdesi oldu?
Birkaç yıl önce ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı satın alma fikri birçok kişiye mizah gibi gelmişti.
Oysa büyük devletler mizah yapmaz; uzun vadeli strateji kurarlar.
Grönland, yalnızca buzullardan ibaret değildir.
Bugün dünyanın en büyük nadir toprak elementi rezervlerinden bazılarına sahip olduğu değerlendirilen bu ada, Kuzey Atlantik ile Arktik’i birbirine bağlayan stratejik konumu nedeniyle de askerî ve lojistik açıdan büyük önem taşımaktadır.
Amerika’nın, Çin’in ve Rusya’nın ilgisi tesadüf değildir.
Uluslararası hukuk tek başına yeterli mi?
Arktik’in hukuki rejimi büyük ölçüde 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne dayanıyor.
Kıyı devletleri 200 deniz millik münhasır ekonomik bölgelerinde doğal kaynakları işletme hakkına sahip. Ayrıca deniz tabanının kendi kıta sahanlıklarının doğal uzantısı olduğunu bilimsel olarak ispatlayan devletler, bu alanları daha da genişletebilmek için başvuruda bulunabiliyor.
Ne var ki uluslararası hukuk, büyük güç rekabetini tamamen ortadan kaldırmaz.
Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.
Uluslararası hukuk güçlü devletlerin de ihtiyaç duyduğu bir düzendir; fakat güç dengesi değiştiğinde hukukun nasıl yorumlandığı da değişebilir.
Bu nedenle Arktik’te hukuk kadar diplomasi, diplomasi kadar askerî caydırıcılık da önemlidir.
Türkiye bu tabloyu nasıl okumalı?
Türkiye’nin Arktik Okyanusu’na kıyısı yok.
Fakat küresel güç olma iddiasındaki devletler yalnızca kendi sınırlarına bakmazlar.
Osmanlı Devleti Hint Okyanusu’na donanma gönderirken de oraya komşu değildi.
Bugün de Türkiye, Arktik’i yalnızca coğrafya kitaplarında anlatılan uzak bir bölge olarak görmemelidir.
Türk kutup araştırmaları daha güçlü desteklenmeli, deniz hukuku alanında uzman insan kaynağı artırılmalı, kritik mineraller konusunda millî strateji hazırlanmalı ve değişecek deniz ticaretinin Türk limanlarına etkisi bugünden hesaplanmalıdır.
Çünkü küresel ticaret yollarındaki her değişiklik, Türkiye’nin lojistik, enerji ve dış ticaret politikalarını da doğrudan etkileyecektir.
Son söz
Napolyon’un meşhur sözü vardır:
“Bir devletin coğrafyası onun kaderidir.”
Bugün bu söze bir ilave yapmak gerekiyor.
21. yüzyılda yalnızca coğrafya değil, değişen coğrafya da devletlerin kaderini belirleyecek.
Buzullar eriyor.
Yeni deniz yolları açılıyor.
Yeni enerji havzaları keşfediliyor.
Yeni madenler dünya ekonomisinin merkezine yerleşiyor.
Belki de gelecek yüzyılın kaderi, tankların ilerlediği çöllerde değil; sessizce eriyen kutup buzullarının altında yazılıyor.
Ve devlet aklı, bugünün manşetlerine değil, yarının haritalarına bakabilme kabiliyetidir.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.